“Gayri Maddi Varlık”tan “Dijital Varlık”a Geçişin Zamanı Gelmedi Mi?: Sermaye Piyasası Kanunu’nda Değişiklik Önerisi

Kripto varlıklar, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nda (SerPK) varlık türü açısından “gayri maddi varlık” olarak tanımlanıyor.

Bu tanım, aslında kripto varlıkların yasal tanımlamasına dair dünya genelindeki tartışmaların ilk zamanlarından geliyor. Kripto varlıklar son birkaç yıl içerisindeki gelişmeler sonucunda, birçok önde gelen ekonomide “dijital varlık / sanal varlık” olarak tanımlanıp, ayrı bir yasal rejime tabi tutuluyor.

“Gayri maddi varlık”, bu gelişmelere bağlı olarak finansal raporlama ve vergilendirme pratiğinde kullanılan “dijital varlık” yaklaşımıyla da artık örtüşmüyor ve gerçeğe uygun değer (fair value) ölçümü bakımından kısıtlar yaratıyor.

Türkiye’de Kamu Gözetimi Kurumu, yenilikçi bir girişimde bulunarak, daha önceki örneğini ABD’de gördüğümüz şekilde, belirli koşulları sağlayan kripto varlıkların “Dijital Varlıklar” grubunda ve gerçeğe uygun değer ile raporlanmasına imkan tanıdı.

İlk olarak, ABD Finansal Muhasebe Standartları Kurulu, belirli koşulları sağlayan misli/birbiriyle ikame edilebilir (fungible) kripto varlıkların (özellikle ilk olarak Bitcoin’e uyan koşullar sıralanmaktadır) her finansal raporlama döneminde gerçeğe uygun değer üzerinden ölçülmesi imkanını düzenlemişti.

Kamu Gözetimi Kurumu da bu uygulamayı takip ederek, BOBİ FRS değişikliği yaptı ve finansal tablolarda ayrı bir “dijital varlık” kalemi açılması imkanını düzenledi. 

Bu düzenleme şirketlere şeffaflık getirirken portföylerine kripto varlık eklemeyi düşünen işletmeler için bilanço volatilitesini yönetilebilir kıldığı için işletmelerin kripto varlıklara yatırım yapmasını motive edici nitelikte oldu.

Dünya’da önde gelen ekonomilere baktığımızda da kripto varlıkların ya doğrudan “kripto varlık” ve “bir hakkın veya değerin ‘dijital temsili’ ” olarak ya da “dijital varlık” veya “sanal varlık” tanımlaması ile ayrı bir varlık türü olarak tanımlandığını ve buna göre de ayrı bir hukuki sisteme tabi kılındığını görüyoruz. Vergi ile finansal raporlama düzenlemeleri de hızla “gayri maddi varlık” tanımından bu yöne doğru kayıyor. 

Kripto varlıkların Türkiye’de dijital varlık olarak tanımlanması ilk olarak aşağıdaki başlıklar altında faydalı olacaktır:

Uyum ve Tutarlılık: BOBİ FRS ve önde gelen ekonomilerin mevzuatları ile aynı kavram setine geçilir.

Şeffaflık: Adil değer ölçümü, yatırımcıya gerçek zamanlı risk değerlendirmesi sunar.

Finansmana Erişimde Yeni Bir Avantaj: Net bilanço gösterimi, kurumsal hazinelere Bitcoin/Ether gibi varlıkları dahil etmeyi kolaylaştırır.

Regülasyon Teknolojileri Uyumu: MASAK, SPK ve GİB’in veri setleri dijital varlık bazlı blokzinciri analitiğiyle entegre edilebilir.

Tüm bunları dikkate alarak, Türkiye’de kripto varlıklar ile ilgili ana-merkez yasal düzenleme konumunda olan SerPK’daki kripto varlık tanımının, farklı unsurları bir yana bırakırsak, “(…) değer veya hak ifade edebilen gayri maddi varlık” yerine, “bir hakkın veya değerin dijital temsili olan (…) dijital varlık”  olarak değiştirilmesi gerektiği görüşündeyiz.